Osmanlılarda medreseler esas olarak dini bilgilerin verilmesi amacıyla kurulmuştu. Bu nedenle osmanlı medrese' lerinde matematiğe ve doğa bilimlerine ait konular, dini meselelere bağlı olarak ve dini konuların daha iyi anlaşılması ve yorumlanabilmesi amacıyla okutuluyordu.
Örneğin fıkıh (İslam hukuku) açısından bakarsak, fıkhın nakli bilgilerle ilgisi nedeniyle Kuran’a ve sünnete dayanması ve insanların hayatlarının adil biçimde sürebilmesi için gereken kanunlarla ilgisinden dolayı da akla dayanması nedeniyle, “akli bilimlere” (matematiğe ve doğa bilimlerine) ihtiyaç duyuluyordu.Osmanlı medreselerinin ders müfredatını ayrıntılarıyla açıklayan Kevakib-i Seba (yedi yıldız, 1741) kitabının adı bilinmeyen yazarına göre; “Şerh-i Mevakif ve Makasid, her ne kadar kelam ilmiyse de alet ilimlerinin cümlesini, hikmet (fizik), heyet (astronomi), hendese (geometri) ve hisabı (aritmetik) zikreder. Hendese ve hisab ‘mahsusat’ kabilinden olup çok fikre muhtaç olmadığından onu müstakilen (bağımsız olarak) ders edip okumazlar. Heman (yukarıda) zikrolunan ilimler arasında müzakere ederler.”
Medreselerde en yaygın olarak okutulmuş olan matematik kitapları, şerh ve haşiyeleri ile birlikte Bahauddin el Amili’nin (ö.1622) Hülasatül Hisab’ı ile, Ali Kuşçu’nun (ö.1474) el Muhammediye fi’l Hisab’ıdır. Bu kitaplarda verilen bilgiler, İslam dünyası matematikçilerinin 12. yüzyılda ulaşmış oldukları bilgiler düzeyindedir.
Medreselerdeki matematik müfredatında, dört işlemin ve temel geometri bilgilerinin ve problemlerinin ötesinde, sayıların üssünün ve köklerinin alınmasına ve çok bilinmeyenli denklemlerin cebirsel çözüm yollarının gösterilmesine seyrek de olsa rastlanabiliyordu. Cebir ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında medrese müfredatında bağımsız bir ders olarak yer bulabilmiştir. Ancak bu dersi de medrese mensupları değil, Mühendishane-i Berriye (Kara Mühendishanesi) hocası Miralay Nuri Bey yeni metotlarla okutuyordu.
158 YIL SONRA LOGARİTMA
Logaritma bilgisiyle Osmanlı Türkleri ilk kez 1772’de Halifezade İsmail Efendi, Cassini Zici’ni çevirdiğinde karşılaştılar. (Logaritma metodunun geliştirilmesinden 158 yıl sonra). Logaritma konusundaki ilk iki bağımsız yayın müderrislere aitti. Osmanlılardaki logaritma bilgisine temel olan Avrupalı yazarların hazırladığı cetveller, ondalık sayı sistemine göre düzenlenmişti.
Oysa Osmanlı ülkesindeki matematikçiler arasında ondalık sistemi bilenler bulunmakla birlikte (örneğin Takiyüddin ondalık sistemi trigonometride ve astronomi cetvellerinin hazırlanmasında kullanmıştı), 1790’lı yıllarda bile astronomi cetvelleri hâlâ çoğunlukla altmışlı sayı sistemiyle hazırlanıyordu. 18. yüzyılın sonlarında bile altmışlı sistemin kullanımının yaygın olması, Osmanlı matematiğinin düzeyini gösteren önemli bir gösterge niteliğindedir.
Onluk tabana göre logaritma metodunun öğrenilmesi ve öğretilmesi bizde 19. yüzyılda gerçekleşebilmiştir. (Osmanlılarda logaritma üzerine yazan üçüncü kişi, İsmail Gelenbevi’dir (1730-1790). Gelenbevi, 1773 yılında, yeni kurulmuş olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’a matematik hocası olarak tayin edilmişti. Onun asıl önemli kitabı, Hisab al Küsur’dur (1788-89).
Salih Zeki Bey, bu kitabından dolayı Gelenbevi için, “Ömrünün sonlarında yazdığı cebir kitabı, namını ebedileştirmeye fazlasıyla yeterlidir” demiştir.)
Trigonometri, medrese müfredat programına bağımsız ders olarak, cebir dersiyle bir arada ‘cebir ve müsellesat’ adıyla ancak II. Meşrutiyet’ten sonra 1909’da medreselerin ıslahı girişiminin bir bölümü olarak açılan Darülhilafetil-Aliyye Medresesi’nde girebilmiştir. Diferansiyel ve integral hesap ise, 1924’teki kapanışlarına kadar medreselerin müfredatında hiçbir şekilde yer almamıştır.
Ülkemizde diferansiyel ve integral hesaptan ilk kez bahseden ve bu metodu açıklayan kişi, Mühendishane’de başhoca olan İshak Efendi’dir. (ö.1836). Başhoca İshak Efendi, 4 cilt olarak hazırlamış olduğu Mecmua-i Ulum-i Riyaziye’nin (1831-1834) birinci cildinde cebirsel denklemler ve geometri, ikinci cildinde ise düzlem geometrisi, analitik geometri ve konikler ile diferansiyel ve integral hesap bahislerini işlemiştir.
İLK ÖĞRENCİLER İNGİLTERE’YE
Diferansiyel ve integral hesap, ülkemiz tarihinde ilk kez Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da öğretilmeye başlanmıştır. II. Mahmut döneminde, 1835 yılında Mühendishane’den 2’si subay (bu genç subaylardan biri Emin Paşa’dır) ve 10’u öğrenci olmak üzere 12 kişi İngiltere’ye mühendislik eğitimi görmeleri için gönderildi. (Osmanlı tarihinde Avrupa’ya bilimsel eğitim görmeleri amacıyla gönderilen ilk öğrenciler bunlardır).
İşte bu grupta bulunan Emin Paşa (ö.1851) ve (Küçük) Tahir Paşa (1811-1867), Cambridge Üniversitesi’nde eğitimlerini tamamladıktan sonra Mühendishane’ye dönmüşler ve bu okulda ve daha sonra da Harbiye Mektebi’nde modern matematik eğitimini başlatmışlardır.
Emin ve Tahir Paşalar, ülkemizdeki modern matematiğin gerçek öncüleridir. Emin Paşa, Mühendishane’nin ilk başhocalarından (rektörlerinden) Hüseyin Rıfkı Tamani’nin oğludur. Mühendishane’deki hocalık döneminden sonra Harbiye Mektebi Nazırlığı da yapmıştır. Tahir Paşa ise Mühendishane’den sonra Harbiye Mektebi’nde de yüksek sınıf öğrencilerine matematik dersi vermiş ve matematik kitapları hazırlamıştır.
Tahir Paşa, Linear Algebra isimli orijinal matematik eserini yayımlamış olan Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa’nın da hocasıdır. Vidinli Tevfik Paşa, hocası Tahir Paşa için şunları söylemektedir: “Muallimim bulunduğu için söylemiyorum. Hakikatin kendisi olduğu için söylüyorum ki, cidden İngiltere’de pek iyi tahsil görmüş, okuttuğu dersi pek iyi biliyor ve pek güzel anlatıyordu. Ben kendisinden çok istifade ettim. Bundan dolayı ruhuna ne kadar rahmet okusam azdır.” Vidinli Tevfik Paşa da, Tahir Paşa’nın ölümünden sonra Harbiye Mektebi’nin yüksek sınıflarına cebir, analitik geometri, diferansiyel ve integral hesap dersleri vermiştir.
Fransa’da Politeknik okulunu bitiren Salih Zeki Bey (1864-1921), matematikle ilgili diğer kapsamlı çalışmalarının yanında, olasılık hesabını ve öklitçi olmayan geometri bilgisini ülkemize getiren ve Darülfünun’da eğitimini başlatan ilk matematikçimizdir. Osmanlılarda Başhoca İshak Efendi, Emin Paşa, Tahir Paşa ve Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa ile başlayan modern matematik ve matematiksel analiz eğitimi, Salih Zeki Bey’in çalışmalarıyla gelişimini tamamlamaya yönelmiştir.
Yazar: Osman Bahadır


Yeni yorum ekle